Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KARAGÖZ AKP ANAYASASI’NA KARŞI

H- Karagözüm merhaba.
K- Hoş geldin suda pişmiş balkabağı.
H- Aman Karagözüm buraya gelir gelmez beni bu sözlerle tahkir etmeye hakkın yok!
K- Bırak şimdi Tahir'i, al şu yumruğu burnuna sok! (Vurur)
H- Aman Karagözüm yazıklar olsun sana yazık!
K- Hoş geldin kazık oğlu kazık! (Vurur)
H- Aman Karagözüm dur ama artık! Vurma!
K- Sen nasıl istersen Hacı Cavcav! (Vurur)
H- Aman efendim sen laftan anlamaz mısın! Vurma diyorum!
K- Ben de öyle yapıyorum! Durmuyorum! (Vurur)
H- Yahu dur! Dur!
K- Bak hala vur! Vur diyor! Al o zaman ! (Vurur) Al! Al! (Vurur)
H- Yahu ben sana vur mu diyorum!
K- Ya ne diyorsun?
H- Dur diyorum yahu, dur! Dur da iki çift laf edelim!
K- Öyle desene! Edelim o zaman Hacı Cavcav!
H- Bana bak ben buraya niye geldim, biliyor musun?
K- Bilmiyorum, hiç de merak etmiyorum.
H- Aaa! Karagözüm neden?
K- Neden olacak köftehor; her seferinde ben buraya niye geldim diye soruyorsun,
beni fitnelerine bir güzel hazırlıyorsun, ardından da başıma türlü türlü çorap örüyorsun.
H-Aman Karagözüm olmadı şimdi! Teessüf ederim.
K- Tamam o zaman! Teneffüs bitince haber ver, kaldığımız yerden devam edelim.
H- Yahu Karagöz yine ne saçmalıyorsun?
K- Bana bak, pataklarım ha! Saçmalayan ben miyim, yoksa sen misin! Az önce teneffüse çıkıyorum diyen sen değil miydin?
H - Yahu ne teneffüsü? Ben sana teneffüs mü dedim?
K- Ya ne dedin?
H- Teessüf dedim! Teessüf! Az önce ki sözlerin beni çok kırdı, çok incitti; yani sana alındığımı söylemek istedim.
K- Bak şimdi oldu.
H- Ne oldu?
K- Elinin körü oldu. Türkçe konuştun anladım işte daha ne olsun!
H- İşine gelen bişey oldu mu pekala anlıyorsun ya neyse... Ben buraya niye geldim Karagözüm dur da, sana söyleyeyim.
K- Al, o zaman! (Vurur)
H- Karagözüm ne yapıyorsun yine?
K- Vur da söyleyeyim demedin mi?
H- Ben öyle bişey demedim. Dur, dedim! Dur da söyleyeyim.
K- Tamam Hacı Cavcav! Ben duruyorum, sen söyle!
H- Efendim önümüzdeki seçimde ne renk oy atacaksın, onu öğrenmeye geldim.
K- Valla Hacı Cavcav, ben kırmızı düşünüyorum, amma hanım ille de fıstık yeşil olsun diyor.
H- Ah Karagözüm! Olur mu hiç öyle şey! Bu seçim işinin şakaya gelir tarafı yok, öyle kafana göre bir renk seçip atamazsın!.
K- Doğru söylüyorsun Hacı Cavcav! Ben de bu yüzden hanıma çıkıştım.
H- Ya! Peki, ne dedin Karagözüm?
K- Her rengi boyadık, bir fıstık yeşil mi kaldı dedim.
H- İlahi Karagöz! Sen hala işin şakasındasın.
K- Bana işin şakasındasın diyene bak! Vallahi tepelerim ha! Eve çocuk odası mı yaptırıyoruz da bana rengini soruyorsun?
H- Yahu Karagözüm kızma! Şimdi sen cahil adamın birisin, seçimden filan anlamazsın, ne oy atacağını da bilmezsin. Bu yüzden sana rengini sorayım dedim.
K- Yahu Hacı Cavcav 600 yıllık arkadaşımsın; hala benim rengimi öğrenemedin mi?
H- Ah! Karagözüm ben senin rengini bilmesem, hiç ne oy atacaksın diye sorar mıyım?
K- Bak köftehora... Merak etme Hacı Cavcav, sen ne atarsan ben de tersini atarım.
H- İlahi Karagözüm! Yani ben evet oyu atarsam hayır, hayır oyu atarsam evet oyu mu atacaksın?
K- Yok! Sen evet oyu atarsan hayır, hayır oyu atarsan yine hayır oyu atacağım.
H- Karagözüm olmadı, ben hayır oyu atarsam, sen evet oyu atacaksın...
K- Yok! Sen evet oyu atarsan, ben hayır oyu atacağım.
H- Peki ben hayır oyu atarsam, sen ne oy atacaksın?
K- Sen hayır oyu atarsan, ben evet olmayan oyu atacağım.
H- Evet olmayan oyu atacaksan, hayır oyu atacaksın!
K- Evet! Hayır oyu atacağım için, evet olmayan oyu atacağım.
H- Yahu Karagözüm, dur! Başım döndü! Sen şimdi ne oy atacaksın?
K- Hayır oyu atacağım.
H- O zaman ne demeye lafı uzatıyorsun... Hayır oyu atacağım desene!
K- Derim ama, o vakit işin eğlencesi kalmaz Hacı Cavcav!
H- Ah külhani ah! Zaten işin gücün eğlence! Hayır oyunu da eğlence olsun diye vereceksindir Allah bilir!
K- Bak sen şu köftehora! Eğlence diye oy verir miyim hiç.
H- Ya ne diye veriyorsun o zaman?
K- Ben Ergenekoncu oldum da ondan Hacı Cavcav!
H- Yapma yahu! Vah! Vah! Vah! Yazık! Çok yazık!
K- Neymiş yahu o yazık olan!
H- Hem de bu yaşta! Aman Allahım! Of! Of! Of!
K- Hacivat ne oluyor yahu kendine gel!
H- Vah! Vah! Vah! Kadersiz arkadaşım benim...
K- Ne diyorsun yahu?
H- Felek şu adamın yüzüne bir gün olsun gülmeyecek mi?
K- Alla sen yine neler saçmalıyorsun Hacı Cavcav!
H- Vah! Vah! Vah!
K- Hacivat söyle! Bak, fena olacak ha!
H- Ah! Karagözüm nesini söylesem bilmem ki! Böyle dert düşman başına!
K- Neymiş o dert olan yahu! Çatlatma adamı!
H- Ah Karagözüm ah! Sen az evvel ergenekoncu oldum demedin mi?
K- Evet dedim! Ne olacak?
H- Daha ne olsun efendim! Daha ne olsun! Allah düşmanımın başına böyle dert vermesin!
K- Hacivat bana bak, pataklayacağım ha!
H- Ah! Karagözüm! Ah! Ergenekoncu oldum diye sakın canını sıkma! Bu senin kabahatin değil!
K- Bana bak, yoksa sen ergenekoncu oldum diye mi ağlıyorsun?
H- Ah Karagözüm ah! Elbet bunun de bir çaresi bulunur... Hiç üzülme sen...
K- Allah razı olsun Hacı Cavcav!
H- Peki Karagözüm bu illet nasıl oldu da seni buldu?
K- Ergenekonculuk mu?
H- Evet o adı batasıca musibet!
K- Ben de bilmiyorum Hacı Cavcav. Geçen gece Teravi namazından evvel
nah şu elimde bir kaşıntı başladı...
H- Eyvahlar olsun! Her şey bir kaşıntı ile başladı demek!
K- Evet, ardından diğer elimde, kolumda bir kaşınma hissi; ama dayanılır gibi değil, özellikle de ellerimde...
H- Ya vah! Vah! Sonra ne oldu peki Karagözüm?
K- Teraviyi bitirdim eve gittim, kaşıntı durmuyor; ben de hanıma danıştım, belki bir çare bulur diye...
H- Buldu mu peki?
K- Yok yahu nereden bulacak!
H- Hay Allah! Keşke bir hocaya gitseydin, bir güzel okuyup üflerdi seni....
K- Gidecektim ama, senin karınla kızından sıra bana gelmez diye düşündüm.
H- Aman Karagözüm ne işi olacak benim hanım ile kızın hocada ?
K- Ulan pataklarım ha! Madem öyle beni niye yolluyorsun Hocaya?
H- Canım içimi ergenekoncular gıcıkladı diyen sen değil misin?
K- Şimdi yapıştıracağım ha! Ben öyle mi dedim köftehor?
H- Ya ne dedin Karagözüm?
K- Ben ergenekoncu oldum, sana yapıştırmadan edemeyeceğim dedim! (Vurur)
H- Aman Karagözüm vurma! Ne diye vuruyorsun canım!
K- Beni daha iyi duyasın diye!
H- Aman Karagözüm ben duyuyorum. Sen devam et!
K- Yahu akıl mı bıraktın adam da! Ne diyordum ben...
H- En son elim kaşınıyor diyordun Karagözüm!
K- Ha! Hatırladım! Baktım olacak gibi değil önce tatlı tatlı sonra harıl harıl başladım ellerimi kollarımı kaşımaya...
H- Aman Karagözüm kaşıma... Her yanın kabarır sonra...
K- Söylemesi kolay, bir başladın mı zor bırakırsın...
H- E peki sonra ne oldu?
K- Kaşıntı el, kol derken, kek kafama kadar ulaştı... Artık elimi kolumu unuttum başladım kelimi kaşımaya...
H- Yahu dur artık kaşıma!
K- Yok Hacivat! Kaşımadan duramıyorum. Fakat kaşıdıkça da düşünüyorum...
H- Aman Karagözüm deme! Ne düşünüyorsun peki?
K- Hükümetin demokrasi açılımını...
H- Allah! Allah! Düşünecek başka şey kalmadı mı Karagözüm...
K- Ne yapayım Hacı Cavcav. Elimde değil düşünmeden edemiyorum işte...
H- Canım nesini düşünüyorsun peki?
K- Orduda görev yapan nice generallerin terörist diye içeri alınmalarını....
H- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz Karagözüm, mutlaka bir nedeni vardır. Sen kafanı yorma...
K- Sonra PKK'lıların törenle karşılanmalarını…
H- Tamam artık, şu kaşınmana bir son ver!
K- Yapamıyorum Hacı Cavcav. Hükümetin adalet açılımını düşünüyorum...
H- Sakın karagözüm!
K- Hükümet özel mahkemeler kurduk diyor ya!
H- Diyor Karagözüm, ne olmuş?
K- Peki bu özel mahkemeler hangileri, cezaevlerine kurulan mahkemeler; özel mahkemeler mi oluyor acaba?
H- Karagözüm, yeter artık ama!
K- Hani şu bilim adamı, profesör, yazar, emekli, emekçi cumhuriyetçi insanları yargılayan mahkemeler...
H- Canım ne cumhuriyetçisi? Hepsi darbeciymiş onların!
K- Valla darbeciler mi bilemem ama hepsinin muhalif olduğu kesin... Sonracığıma Hacı Cavcav hükümetin deniz feneri açılımını düşünüyorum.
H- Tamam artık Karagözüm orada dur! Kaşınma daha fazla!
K- Birçok gurbetçimizin paralarını fakirlere yardım yapıyoruz diye toplamıştı galiba bu dernek...
H- Ne yani Karagözüm fakirlere yardım etmek de mi suç?
K- Hayır o suç değil! Ama paralar nereye gitmişti biliyor musun Hacı Cavcav?
H- İşin o kısmı ne seni ne de beni ilgilendirir!
K- Ama o paralar fakir fukaraya değil de, ampul rozetli birilerinin kasasına gitmişti.
H- Karagözüm yeter, bu kaşıntı senin başına bir iş açacak!
K- Bu derneğin yöneticisi kimdi peki hatırlıyor musun?
H- Karagözüm bu kadar derini kaşımasan iyi olacak...
K- Hükümetin görevlendirdiği üst düzey bir memur.
H- Hay Allah Karagözüm, bence düşünmek senin kaşıntını azdırıyor...
K- Olur mu? Aksine ben bunları düşündükçe kaşıntım hafiflemeye başladı...
H- Sana öyle geliyor...
K- Sonra hükümet de bu memuru korumak için hakkında soruşturma açılmasını engellemişti.
H- Canım bir bildikleri vardır muhakkak. Bırak artık bu düşünceleri canım!
K- Bırakmasına bırakacağım da bir düşünce başka bir düşünceyi açıyor. Sonra hükümetin dış politika açılımını düşünüyorum.
H- Ah Karagözüm bu kaşıntı nereye varacak böyle...
K- Bize hükümet eden o kişinin çok önemli bir lafı geliyor aklıma...
H- Neymiş o bakayım?
K- Van minüt!
H- Hay Allah müstahak’ını versin!
K- İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulme van minüt diyor! Ama İsrail ordusu ile beraber savaş tatbikatları düzenliyor.
H- Canım iptal etti ya o tatbikatları...
K- Faşist İsrail Hükümeti Filistin'e giden bir gemiyi bozguna uğrattıktan sonra...
H- Aman efendim sonuçta ne oldu.
K- Şu kadar ölü! Bu kadar yaralı.
H- Bütün dünya İsrail'in ne kadar kanunsuz ...
K- Hükümetimizin de ne kadar kemiksiz olduğunu anladı.
H- Aman efendim ne yapacaktı hükümet? İsrail'e savaş mı açacaktı yoksa?
K- Yok canım, niye savaş açsın; bu hükümetin mücadelesi İsrail ile değil ki...
H- Ya kiminle?
K- Kiminle olacak en başta ergenekoncu diyerek içeri aldığı Atatürkçülerle...
H- Valla Karagözüm kaşındıkça mı düşünüyorsun yoksa düşündükçe mi kaşınıyorsun anlayamadım doğrusu...
K- Ben de bilmiyorum Hacı Cavcav. Bir de hükümetin ABD ile model ortaklık projesi var, onu düşünüyorum.
H- Yok Karagözüm yok sen düşünmek ile iyi etmiyorsun...
K- Canım keyfimden mi düşünüyorum, kaşınmasam böyle şeyler düşünür müyüm hiç!
H- Sorun da burada ya! Sen fazla kaşındığın için böyle şeyler düşünüyorsun!
K- Haklısın ama erketeliğin adı ne zamandan beri model ortaklık oldu, düşünmeden edemiyorum işte.
H- Vah! Karagözüm vah! Anlaşılan sen böyle düşüne kaşına ergenekoncu olmuşsun!
K- Ya! Hacı cavcav! Bu yüzden anayasa değişikliği için hayır oyu vermeye karar verdim.
H- Ah! Karagözüm ah! Hayır oyunu da kaşındığın için mi veriyorsun yoksa?
K- Hayır Hacı Cavcav. Düşündüğüm için veriyorum.
H- Canım kaşınmasam böyle düşünmem diyen sen değil miydin?
K- Evet Hacı Cavcav. Ama artık kaşınmıyorum.
H- Yok! Karagözüm yok! Sen kaşınmasan hayır oyu vermezsin! Belli kaşınıyorsun ki hayır oyu veriyorsun.
K- Adama bak yahu! Kaşınmıyorum dedim ya az evvel.
H- İnanmam Karagözüm! İnanmam. Artık ne söylediğini ne yaptığını bilmez olmuşsun sen.
K- Neden yahu! Bunadım mı yoksa ben Hacı Cavcav?
H- Aman efendim. Bunamak ne kelime, Bunasan daha iyi...
K- Allah! Allah! Keçileri mi kaçırdım yoksa ben Hacı Cavcav?
H- Yok efendim, keçileri kaçırmak ne kelime... Keçileri kaçırsan daha iyi...
K- Eyvahlar olsun! Öldüm mü yoksa ben Hacı Cavcav?
H- Ölmek ne kelime... Ölsen daha iyi...
K- Bana bak şimdi patlatacağım ha! Ölümden öte yol mu var? Neymiş bu kadar kötü olan?
H- Aman efendim, daha ne olacak sen ergenekoncu olmuşsun ya!
K- Ulan bunca gürültü patırtıyı ben ergenkoncu oldum diye mi yapıyorsun?
H- Evet Karagözüm.
K- Al sana o zaman! (Vurur)
H- Aman Karagözüm, ne vurursun, ellerin kırılsın!
K- Ekler kenetler, gene vururum! Al sana (Vurur)
H- Aman Karagözüm dur! Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım Recep Bey'e haber vereyim heman!
K- Koş! Haber ver, gelsin... Suyu ısındı zahir, Recebi çimmenin zamanıdır...


-SON-

KARAGÖZ – HACİVAT HİLAFETİN KALDIRILMASI

Yapım:
06 Mart 2010 / HALK OYUNCULARI

Metin:
Öney OLCAYTU

Oynatanlar:
Hüseyin DİLAN
Öney OLCAYTU

Efekt:
Ensar ERENOĞLU

Lojistik:
Fatma UTKAN

(Perde de tuğra göstermeliği vardır, nareke ile kaldırılır. Hacivat “Bu zamanda kimse şah değil, padişah değil şarkısı ile girer)

Sakın üstüme gelme inanamam
Beni ben gibi sevmeni bilirim
Bu seferde yalancı ben olamam
Seni bir kalemde rezil ederim

Korkuyorum sana aşktan söz etmeyemem
İnatçıyım derdim çok
Dostum çok hiç dermanım yok
Ah ne zaman bu ayrılık pek yaman

Neler çektim bu dünyada
Elmi yaman benmi yaman
Bu devirde;
Kimse sultan değil
Hükümdar değil
Bezirgan değil
Bu kadar güvenme hiç kendine
Kimse şah değil padişah değil

HACİVAT - Of! Hay hak!

Şem-i bahtım hasıl ettikçe ziyayı perdede
Bak ne suretler zuhur eyler vera-yı perdede

Ehl-i hale fehmiçün Şeyh Küşteri vaz’eylemiş.
Rü’yet-i tasviri şem’i şeb (-safa-yı) perdede…

Olmasaydı piş-i çeşm-i halka bir perde cihan,
Kimse görmezdi bu nakşı masiva-yı perdede.

Nakşeden kimdir tefekkür eyle gel nakkaşını
Seyredüp zıll-i hayali ru-nümay-ı perdede

Fenni lu’biyyat misali, hüsni bu çerh-ı felek
Yaktı söndürdü nice şem’i vera-yı perdede.

Huzur-ı hazıran, cem’iyyet-i irfan, vakt-i safa-yı merdan, laindir dinsizdir münafıktır bi edeptir şeytan, şeytanın dinsizliğine Rahmanı’ın birliğine, pirimiz Şeyh Küşteri’nin demine, devranına ve bizi temaşaya tenezzül eden ahibbanın sağlığına.
Demem o demek değil, ben bendenize, ben duacınıza, ben hake, ben hakisare eli yüzü yunmuş, elfazı düzgün, hoş sohbet, amma velakin musahabeti tatlı

KARAGÖZ – (Penceresinden) Hoş geldin, ıspanak suratlı…
HACİVAT - Geliverse karşıma o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese…
KARAGÖZ – (Penceresinden) Şu Hacivat da benim sakalımı yese…
HACİVAT – Her ikimiz de söyleşirken bizi temaşaya tenezzül eden ahibba bir güzel safayap olsalar
KARAGÖZ – (Penceresinden) Sonra da Hacivat’ı alıp turşu küpüne koysalar…
HACİVAT – (Hızlanarak) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Hayda tren kalktı gidiyor! Hacivat! Dur beni bekle! Beni almadan nereye gidiyorsun!
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Tamam Hacivat. bırak artık şakayı, çocuk uyuyor! Uyandıracaksın şimdi!
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – İnadına mı yapıyorsun köftehor! Bak sus diyorum fena olacak sonra!
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Sen şimdi görürsün, ben bir aşağı ineyim de… Dur orada geliyorum.
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Yahu sus diyorum! Bak aceleden papucumu burnuma soktum… Ama dur şimdi geliyorum…
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Abla! Kızılcık sopası nerede?
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Abla! Çalı süpürgesini getir!
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Abla! Fil çükünden kamçım nerede?
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Abla! Sen en iyisi piştov tabancamı getir!
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – Abla! Yok! Yok! Bırak tabancayı da, ayı vurmak için aldığım tüfeği getir…
HACİVAT – (Devamla) Aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur, aman ne güzel olur! Ah ne güzel olur!
KARAGÖZ – (Gelir, boğuşmaya başlarlar) Dur da göstereyim sana güzeli! Al sana güzel olur! Bak sana güzel olur! Bak ne güzel oldu! Tam gözüne uydu!
HACİVAT – Aman Karagözüm yeter artık, vurma!
KARAGÖZ – Sen de benim sakalımı yolma!
HACİVAT – Aman karagözüm. Vurma, vurma!…(Hacivat çıkar)
KARAGÖZ – (Sırtüstü yerde kalır) Aman of… Öldüm bayıldım, eski halılar gibi yerlere yayıldım. Amanın ense köküm, şakaklarım, kül tablası gibi kulaklarım, seni gidi arlanmaz utanmaz, idare fitili, mum bacaklı adam seni, hele bir daha gel de bak sana neler yaparım…
HACİVAT – Aman Karagözüm… Sabah şeriflerin hayırlı olsun!
KARAGÖZ – (Tokat atar) Senin de sülaleni sansarlar boğsun…
HACİVAT – Aman Karagözüm beni böyle gelir gelmez darba hakkın yok.
KARAGÖZ – Sen şu tokadı al da burnuna sok! (Tokat atar)
HACİVAT – Yazıklar olsun sana Karagözüm yazık!
KARAGÖZ – Hoş geldin kazık oğlu kazık! (Tokat atar)
HACİVAT – Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Şu güzelim günde bana reva gördüğün muameleye bak…
KARAGÖZ – Ne varmış bugünde?
HACİVAT – Aman Karagözüm sakın bilmiyorum deme! Yoksa bilmiyor musun, bilmiyor musun sahi bugünün ne gün olduğunu?
KARAGÖZ – Hacivat bak pataklarım ha! Lafı dolandırmadan söyle! Nesi varmış bugünün?
HACİVAT – Efendim bugün çok mühim bir gün! Nasıl desem bayram günü gibi özel, bayram günü gibi güzel bir gün…
KARAGÖZ – Ha! İyi o zaman! Gel elini öpeyim de bana para ver!
HACİVAT – O niyeymiş o?
KARAGÖZ – Yahu bayram günlerinde küçükler büyüklerin elini öpüp para istemez mi?
HACİVAT – Evet?
KARAGÖZ – İyi ya işte ben de paramı istiyorum. Yalnız YTL olmasın, Ziraat Bankası bile almıyor ona göre…
HACİVAT – Yine yanlış anladın Karagözüm, ben bayram günü diyerek bir teşbihte bulundum.
KARAGÖZ – Ya! Madem öyle nerede imamesi bu tespihin?
HACİVAT – İlahi Karagözüm sen adamı öldürürsün! Ben ne diyorum sen ne anlıyorsun…
KARAGÖZ – Pataklarım ha! Durduk yere abuk sabuk laf eden sensin köftehor…
HACİVAT – Sana laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor vallahi! Yani sana demem o ki bugün bayram değil…
KARAGÖZ – Şimdi tokadı yapıştıracağım ha! Madem bugün bayram değil neden bayram lafını sokuyorsun araya!
HACİVAT – Efendim bugünün ne kadar önemli bir gün olduğunu anlayasın diye bayram gününden misal verdim.
KARAGÖZ – Bayram günü müshil mi verdin? Kime verdin? Ne vakit verdin? Neden benim haberim olmadı?
HACİVAT – Sus karagözüm sus! Sus da beni dinle! Bugün Hilafetin kaldırılışının 86.Yılı… Anladın mı şimdi bugünün önemini?
KARAGÖZ – Uyan da balığa çıkalım Hacivat! Önemli gün dediğin bu muydu? Hilafet çoktan geri döndü senin haberin yok!
HACİVAT – Olur mu Karagözüm, artık ne sultanlık var ne de halifelik…
KARAGÖZ – Sen öyle san… Hilafet geri döndü… İnanmıyorsan bir de ulemaya soralım…
HACİVAT – Haydi oradan … Şu haline bakmadan bir de benimle eğleniyor… Sen ne bilirsin ki cahil eçhelin birisin…
KARAGÖZ – Sakızlı reçelim ama Türkiye’de olup bitenleri senden iyi bilirim evvel Allah.
HACİVAT – Madem öyle, Hilafet geri döndü, söyle bakalım halife kim?
KARAGÖZ – Yahu halife de neymiş, bir peygamber geldi başımıza eşi benzeri yok!
HACİVAT – (Tükürür) Tuh! Edepsiz! Dinsiz, imansız seni! Şunun söylediği sözlere bak!
KARAGÖZ – Hacivat tükürme bak, fena olacak şimdi!
HACİVAT – O zaman senin de ağzından çıkanı kulağın duysun külhani…
KARAGÖZ – Yahu ben ne dedim ki, bu sana dediklerimi millet meclisindeki mebuslar söylüyor…
HACİVAT – Olur mu canım öyle şey! Sen yanlış duymuşsundur muhakkak! Yoksa Peygamber Efendimiz (s.a.v) üzerine haşa huzurdan bir başkasına peygamber demek küfre sapmak olur, büyük günahtır…
KARAGÖZ – Vallahi ister inan ister inanma Hacivat ben duyduğumu söylüyorum…
HACİVAT – E peki, hilafet geri döndü, neden meclisi dağıtmıyorlar?
KARAGÖZ – Yahu ne diyorsun Hacı Cavcav meclisi dağıtmak hangi faninin vicdanına sığar! O zaman meclisteki 550 tüyü bitmemiş yetimin çifte maaşları, kıyak emeklilikleri ne olur, Allah korusun aç, susuz, gıdasız kalır biçareler… Başımızdaki o kadar vicdanlı, o kadar adaletli bir kimse ki zavallıcıklar sebeplensin diye meclisi geceleri bile açık tutuyor…
HACİVAT – Bak bu güzel işte… Meclisteki yetimin hakkını savunan, meclis dışındaki öksüzün, yoksulun, biçarenin hakkını hayli hayli savunur…
KARAGÖZ – Hacivat sen az önce ne dedin bakayım? Meclis dışındaki öksüzün, yoksulun, biçarenin hakkı mı dedin?
HACİVAT – Evet Karagözüm öyle dedim…
KARAGÖZ – (Tükürür) Tuh sana!
HACİVAT – Aman Karagözüm ne tükürüyorsun yüzüme…
KARAGÖZ – Yahu Hacivat! Utanmıyor musun?
HACİVAT – Neden utanacakmışım yahu?
KARAGÖZ – Meclis dışında öksüz, yoksul, biçare, insan mı var?
HACİVAT – Yok mu Karagözüm?
KARAGÖZ – (Tükürür) Tuh sana! Bak hala soruyor!
HACİVAT – Aman Karagözüm deme! Kalmadı demek!
KARAGÖZ – Kalmadı tabi! Sen bakma hakkımızı arıyoruz paramızı istiyoruz diye sokaklara dökülenlere! Hepsi bozguncu!
HACİVAT – Amaçları nedir peki?
KARAGÖZ – Cumhuriyeti, Atatürkçülüğü, devletçiliği, halkçılığı yeniden hortlatmak!..
HACİVAT – Aman Karagözüm bu saydıkların kötü mü oluyor şimdi?
KARAGÖZ – Kötü ya sen ne sandın Hacı Cavcav?
HACİVAT – Ben mi hiiç! Ee Karagözüm, peki halife ne buyuruyor bu bozgunculara karşı?
KARAGÖZ – Ne buyuracak, emniyeti ve adaleti sağlamak için nevi şahsına münhasır mahkemeler kurduruyor… Bu bozguncuları da teker teker toplayıp adalet önüne çıkarıyor…
HACİVAT – Eee, memlekette bozgunculuk hasıl olduysa! Ne yapsın adamcağız…
KARAGÖZ – Doğru adama yapacak bişey bırakmıyorlar… Halbuki herkes onun gibi düşünse kimse sesini çıkartmasa, ortada sorun diye bişey kalmayacak… Ama el alemin ağzı torba değil ki büzesin…
HACİVAT – Ya! Ya! Haklısın Karagözüm. Biz adam olmayız …
KARAGÖZ – Doğru. Hele sen hiç adam olamazsın Hacı Cavcav!
HACİVAT – Bırak boş boğazlığı da söyle bakalım, tevhidi tedrisat kaldırıldı mı peki?
KARAGÖZ – Hilafet geri gelir de tevhidi tedrisat kalır mı hiç Hacı Cavcav. Artık eğitimde seçme ve seçilme özgürlüğü var…
HACİVAT – O nasıl oluyor karagözüm hiçbir şey anlamadım?
KARAGÖZ – Anlamayacak ne var Hacı Cavcav. Bundan böyle çocuğunu istediğin yere gönderip okutabilirsin. İster mahalle mektebine gönder, ister cemaat okuluna. Ya da istersen sulugöz efendinin rahle-i tedrisinden geçir.
özgürlüklere bir kısıtlama geldi mi peki?
HACİVAT – Sulugöz efendi de kim?
KARAGÖZ – (c.c.)
HACİVAT – (c.c.) mi, (c.c.) de ne demek?
KARAGÖZ – Şimdi ki peygamber efendimizin tanrısı demek … Hatta bu tanrı (c.c.)’den bile büyük! Bu yüzden ona kısaca 4C diyebiliriz.
HACİVAT – Tövbe! Sus Karagözüm! Sus! Boyunca günaha giriyorsun! Tövbe! Tövbe! Ağzından çıkanı kulağın duysun…
KARAGÖZ – Yahu bana ne kızıyorsun Hacı Cavcav duyduğumu gördüğümü anlatıyorum sana…
HACİVAT – Tamam. Sus! Sus! Söyle peki bireysel özgürlüklere kısıtlama getirildi mi?
KARAGÖZ – Bozgunculuk yapmadıktan sonra özgürlüklere neden kısıtlama getirilsin…
HACİVAT – O da doğru ya! Demek herkes eskisinden daha özgür daha hür!
KARAGÖZ – Evet Hacı Cavcav. Kızlara başını bağlama, cemaatlere örgütlenme, hırsızlara çalma çırpma, hükümete yalakalık yapma özgürlüğü … Geriye kalanı da özgürlükten çok bozgunculuk sayılır zaten…
HACİVAT – Bu saydıkların bana biraz tuhaf özgürlükler gibi geldi ama, madem memleket eskisinden daha özgür daha hür diyorsun, o zaman bu hilafetin geri gelmesi iyi olmuş canım…
KARAGÖZ – Değil mi Hacı Cavcav! Ülke özgürlüğüne kavuştu çok şükür! Dinle, duyuyor musun? Ayak sesleri geliyor…
HACİVAT – Hayır Karagözüm duymuyorum. Nedir o ayak sesleri?
KARAGÖZ – Demokrasinin ayak sesleri! Bak iyice kulak ver duyacaksın!
HACİVAT – Yok, Karagözüm ben duymuyorum.
KARAGÖZ – Eğil biraz., şimdi kulak ver!
HACİVAT – Yok, hala duymuyorum.
KARAGÖZ – Biraz daha eğil. Ha (Vurur) Duydun mu şimdi!
HACİVAT – Aman Karagözüm ne vuruyorsun?
KARAGÖZ – Ne vurması Hacı Cavcav, ben sana özgürlük ve demokrasi muştuluyorum…(Vurur)
HACİVAT – Öyle desene Karagözüm. Ne yapalım, özgürlük ve demokrasi için bu kadarcık sıkıntıya katlanacağız artık…
KARAGÖZ – Değil mi Hacı Cavcav! (Vurur) Al sana demokrasi! Al sana özgürlük!
HACİVAT – Tamam Karagözüm… Özgürlük için gereği neyse yapacağız dedik ama sen de çok oluyorsun!
KARAGÖZ – Yok öyle! Özgürlüğe de demokrasiye de kavuşmak o kadar kolay değil. Eğil bakalım eğil! (Vurur)
HACİVAT – Yahu Karagözüm vurmasana! Ben anladım demokrasiyi de özgürlüğü de!
KARAGÖZ – Olmaz! Eğil diyorum, eğil! Özgürlükten ve demokrasiden bu kadar kolay kaçamazsın! (Vurur)
HACİVAT – Karagözüm dur vurma! Anladım diyorum bak! Beni bir dinlesene!
KARAGÖZ – Dinleyecek bişey yok! Demokrasi bu! Kapını çaldı mı bir kere kanlı mı olacak kansız mı olacak bilemezsin, eğil diyorum. (Vurur)
HACİVAT – (Kaçar) Aaa Karagözüm çok oldun ama! Bu nasıl demokrasi bu nasıl özgürlük!
KARAGÖZ – Bak işte bu demokrasi ile özgürlüğün iyi tarafı da bu! Adamı döve döve akıllandırıyor…
HACİVAT – Bana bak! Sen deminden beri benimle eğleniyor musun yoksa!
KARAGÖZ – Ya ne sandın köftehor!
HACİVAT – Peki ya hilafetle ilgili söylediklerin…
KARAGÖZ – Ah Hacı Cavcav ah! Akıllı geçinirsin ama ayakta uyuduğun besbelli… Her şey gözümüzün önünde olup bitiyor, ama sen hala işin ayırdında değilsin…
HACİVAT – Ne yani yoksa hilafetle mi yönetiliyoruz Karagözüm?
KARAGÖZ – Ne o biraz önce hilafetin geri dönmesi iyi olmuş diyen sen değil miydin?
HACİVAT – Aman Karagözüm o hilafetin bize tanıdığı özgürlük ve demokrasiyi tanımadan önceydi…
KARAGÖZ – Merak etme hilafete dönmedik henüz…
HACİVAT – Oh çok şükür!
KARAGÖZ – Ama özgürlük ve demokrasi ile yönetilmediğimiz de kesin!
HACİVAT – Peki özgürlük ve demokrasi için ne yapacağız Karagözüm?
KARAGÖZ – Bir paket makarnaya, bir torba kömüre ve rezistansı kireçlenmiş çamaşır makinesine aldanmayacağız…
HACİVAT – Anladım Karagözüm Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağız… Cumhuriyet Devrimi Kanunlarını uygulayacağız…
KARAGÖZ – Kafana bişey mi düştü Hacı Cavcav! Bir demede anladın, bakıyorum.
HACİVAT – Tabii Karagözüm bundan böyle makarnayı kömürü alırım ama ömür billah bir daha reyi mi de vermem…
KARAGÖZ – (Tükürür) Tuh sana! Bende bu reyi bu adamlara kim verdi diyordum… Her İki kişiden biri bu adamlara oy vermiş dediklerinde, acaba oyu ben mi verdim diye kendimden şüphe ediyordum.. Meğer oyu veren makarnacı senmişsin… Tuh! Tuh sana!
HACİVAT – Tükürme Karagözüm! Yeter artık! Hadi oyunu bağlayalım.
KARAGÖZ – Yok! Yok! Sen bunu hak ettin köftehor! Tuh!
HACİVAT – Aman Karagözüm! Dur artık! Yıktın perdeyi, eyledin viran varıp da vatandaşa haber vereyim heman!
KARAGÖZ – Burada durduğun kabahat! Hadi çabuk haber ver! Yürü makarnacı seni! Efendim oyunumuz burada bitti. Her ne kadar sürçi lisan ettikse affola… Bir daha ki oyunumuzda görüşmek üzere sağ olun var olun… Hoşça kalın.

-SON -

KARAGÖZ HACİVAT PAPA’NIN GELİŞİNE KARŞI

YAPIM                 : 13 KASIM 2006 / TGB
METİN                 : ÖNEY OLCAYTU, HÜSEYİN DİLAN
OYNATANLAR    : ÖNEY OLCAYTU, HÜSEYİN DİLAN
KUKLA               : ÖNEY OLCAYTU
LOJİSTİK            : PINAR AKKOÇ, RAMAZAN KANDÖKEN, MEHMET BOZKURT


HACİVAT – Of! Hay hak! Yar bana bir Vatikan gerek! Yar bana bir Vatikan gerek!

KARAGÖZ – Ne o Hacivat! Kan mı lazım?

HACİVAT – Ne kanı canım, Vatikan! Vatikan!

KARAGÖZ – Aman Hacivat o da nedir?

HACİVAT – Canım Vatikan’ı bilmez misin Karagözüm!... Hıristiyanların şeysi işte!

KARAGÖZ – Haa anladım! Ee ne olmuş peki bu Vatikan’a?

HACİVAT – Yahu Vatikan’a bişey olduğu yok! Papa Geliyormuş Papa!

KARAGÖZ – Ha anladım! Baban geliyor Hacivat! Sefa geliyor, hoş geliyor! Hı! Yahu Hacivat senin baban ölmemiş miydi?

HACİVAT – Benim babam değil canım, Vatikan’ın Papası!

KARAGÖZ – Tamam şimdi anladım! Fethi Can’ın babası geliyor…

HACİVAT – Hayır efendim, Fethican’ın babası değil Vatikan’ın Papası…

KARAGÖZ – Yahu Hacivat ben hiç bir şey anlamadım! Vatikan’ın babası mı var?

HACİVAT – Hayır efendim Papası var!

KARAGÖZ – Evet biliyorum kilisenin papazı var, keşişi var…

HACİVAT – Canım Karagözün bu papaz değil! Papazdan da keşişten de büyük, papa diyorum papa!

KARAGÖZ – Ne oluyor peki bu Papa?

HACİVAT – Karagözüm bu papa dediğim bütün Hristiyan aleminin ruhani lideri oluyor!

KARAGÖZ – Hıı! Ruhani lideri mi! Yoksa tuz ruhu mu bu adam!

HACİVAT – Bırak şimdi sululuğu! Ruhani Lider yani Katoliklerin halifesi, hem ayrıca Vatikan’ın da Devlet Başkanı…

KARAGÖZ – Demek Katoliklerin halifesi! Hem de devlet başkanı! Yahu Hacivat bu Vatikan denilen ülke Hilafetle mi yönetiliyor?

HACİVAT – Evet Karagözüm…Öyle de denilebilir.

KARAGÖZ – Yahu Hacivat! Atatürk hilafeti kaldırmadı mı? Ne arıyor Bu papaz efendi Türkiye’de?

HACİVAT – Canım Fener Patriği Bartelemaus ile görüşmeye gelmiş…

KARAGÖZ – Ne! Fener teknik direktörü mü değiştirmiş?

HACİVAT – Yahu değil, değil! Bartelemaus Fener Teknik Direktörü değil! Fener Rum Patriği…Anlayacağın ekümenik meselesi için gelmiş ekümenik!

KARAGÖZ – Eee adam haklı o zaman! Kim olsa cebini yakmayacak olanı, ekonomik olanı seçer! Demek Türkiye’nin ekonomisini ucuz görmüş de ondan gelmiş…

HACİVAT – Hay külhani! Yine yanlış anladın! Ekümenik diyorum ekümenik!

KARAGÖZ – Hıı! Yapma yahu akü mü delik!

HACİVAT – Aaa! Yeter! Ekümenik diyorum! Ekü – me - nik!

KARAGÖZ – O da nedir yahu, minik minik!

HACİVAT – Ah! Karagöz’üm ah! Senin şu latifelerin yok mu! Ben ekümenik diyorum sen ise lafı alıp, minik minik diye çeviriyorsun!

KARAGÖZ – Tamam Hacivat! Kızma! Biraz eğlenelim dedik! Eeee ne oluyor peki bu ekümenik dediğin?

HACİVAT – Ekümenik demek! Ortodoksların ruhani lideri demek! Yani halife gibi!...

KARAGÖZ – Ne diyorsun Hacivat! Türkiye hilafetle mi yönetiliyor da halifeler bu memlekette kol geziyor! Bir kere bu ülkede laiklik var! Atatürk hilafeti de saltanatı da kaldırmadı mı! Burada halifelere yer yok Hacı Cav cav!

HACİVAT – Ah Karagözüm, sus sus! Faşist faşist konuşma yine! Avrupa Birliğine zor gireriz senin kafanla!

KARAGÖZ – Ne yaptın ne ettin yine sıkıştırdın arada Avrupa Birliğini Hacı Cavcav! Neyse! Sen bir söyle bakalım! Ne arıyor papaz efendi burada, nereden çıktı bu ekümeniklik!

HACİVAT – Yahu Karagözün sen orasını karıştırma!

KARAGÖZ – Nasıl karıştırmam Hacı Cav cav! Karıştırmazsam dibi tutacak!

HACİVAT – Neyin dibi tutacak canım!

KARAGÖZ – Neyin olacak köftehor! Memleketin dibi tutacak!

HACİVAT – İlahi Karagözüm yine başladın ulusalcı ulusalcı konuşmaya…

KARAGÖZ – Nasıl konuşacağımı senden öğrenecek değilim Hacı Cav cav! Sen hele bana cevap ver! Bu papaz efendi yoksa ekonomik halifeyi ziyaret için mi gelmiş!

HACİVAT – Çok şükür Karagözüm en sonunda anladın! Evet ziyaret için gelmiş!

KARAGÖZ – Ya demek ziyaret için gelmiş! Valla Hacı Cavcav ben öyle papazmış paspasmış anlamam! Alırım o Vatikan’ın paspasını, sererim evimin önüne, her geçişimde ezer geçerim billahi!

HACİVAT – Aman, yine gösterdin ilkelliğini Karagözüm..

KARAGÖZ – Ben anlamam Hacı Cavcav! Herkesin paspası kendine, burada paspas efendinin işi ne? Hem Atatürk dememiş mi Türkiye şeyhler, şıhlar, müritler memleketi olamaz diye! Hem biz yaşadığımız müddetçe olmayacak da! Haydi arkadaşlar hep beraber! (Slogan attırır) Papa go home! Papa go home!

HACİVAT – Aman Karagözüm yıktın meydanı eyledin viran! Varayım Buş efendiye haber vereyim heman!

KARAGÖZ – Hangi puşta haber vereceksen ver! Orası beni ilgilendirmez! Ama burada daha fazla durayım deme! Yoksa seni pataklamadan edemeyeceğim ona göre!

HACİVAT – O zaman oyunu burada bitirelim. Her ne kadar sürçi lisan ettikse affola!

KARAGÖZ – (Slogan attırır) Papa go home! Papa go home!



- SON -

Karagöz ile Hacivat Ergenekoncu...

HACİVAT - Aman Karagöz’üm anlaştığımız gibi sen sesini çıkartmayacaksın
KARAGÖZ - Hayır yahu bende konuşacağım.Savunmamı ben kendim yaparım.
HACİVAT - Karagöz’üm sus!Sus! Ne konuşulacaksa ben konuşurum. Sen şimdi konuşup başımızı belaya sokarsın.
KARAGÖZ - Sende geçersin Hakimin karşısına bizim bir suçumuz yok diye ağlaşırsın.
HACİVAT - Ya ne yapacaktım? Karagöz’üm bu işin şakası yok. İçeri atarlarsa bir daha çıkamayız. Bizi Agarta örgütünün kurucusu sanıyorlar.
KARAGÖZ - Bizi örgütün kurucusu filan sanmıyorlar, düpedüz iftira atıyorlar. Yok PKK’yı ben kurdurmuşum, İlhan Selçuk talimatları senden alıyormuş, biz Doğu Perinçek ile beraber uyuşturucu ticaretini yürütüyormuşuz.
HACİVAT - Hay Allah! Alışkanlık işte! Bir kutu enfiyenin başımıza bela olacağını nereden bilebilirdim.
KARAGÖZ - Hacivat, sen iyice afyon budalası olmuşsun enfiye çeke çeke! Ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun!
HACİVAT - Aman Karagöz’üm sakın içerde böyle ileri geri konuşma!
KARAGÖZ - Sende şu lafları ikide bir söyleyip kafamın tasını attırma!
HACİVAT - Benim ne alakam olur çetelerle, Doğu Perinçek ile, Ulusalcılıkla , Cumhuriyetle, Atatürk ile, TGB ile…
KARAGÖZ - Doğru söylüyorsun Hacı Cavcav senin dünyadan haberin yok ki, bu saydıklarınla alakan olacak…
HACİVAT - Peki o zaman kadı Efendi bizden ne istiyor? Bizi buralara kadar niye çağırıyor?
KARAGÖZ - Yahu Hacivat, kadılık dediğin 600 yıl öncesinde kaldı. Uyan da balığa çıkalım.
HACİVAT - Hay Allah! Doğru söylüyorsun.
KARAGÖZ - Ama sende yanlış konuşmuyorsun, bu öz zeytinyağının önceki kadılardan bir farkı yok. 3 mecidiye aldı mı yapmam diyeceği şey yok! Baksana bizi de buraya kadar getirdi.
HACİVAT - Canım yine yanlış söyledin, o senin dediğinin adı zeytinyağı değil…
KARAGÖZ - Neft yağımıydı yoksa?
HACİVAT - Hay Allah iyiliğini versin… Şimdi kulağına gidecek. Mahkemeye çıkamadan atacak bizi içeri…
KARAGÖZ - Zaten bu adamın huyu böyle, daha mahkeme başlamadan atıyor içeri…
HACİVAT - Canım o kadar da değil, bak Kemal Alemdaroğlu ile İlhan Selçuk dışarıda.
KARAGÖZ - Doğru diyorsun, adamları örgütün kurucusu diye suçluyorlar, mahkeme salonu küçük diye de içeri sokmuyorlar.
HACİVAT - Bak bu iş hiç düşünmemiştim, şimdi bizde tutuksuz yargılanıyoruz, yoksa bizi de mi almayacaklar içeri?
KARAGÖZ - Valla kavga gürültü girerim içeri. Buraya kadar boşuna mı geldik?
HACİVAT - Canım kapıda Jandarmaya söyleriz, bizim içeri girmemiz lazım; ta Bursa’dan kalktık geldik deriz.
KARAGÖZ - Alırlar mı dersin? Bence almazlar. İçerisi çok kalabalık, baksana avukatları bile almıyorlar. Geçen duruşmada savcı pencere pervazına sıkışmış.
HACİVAT - Peki ne yapacağız?
KARAGÖZ - Ben şu zeytinyağına adamakıllı bir kalaylayacağım, alıp bizi içeri sokacaklar.
HACİVAT - Aman Karagöz’üm şakanın sırası mı şimdi! Sonra Kadı Efendi’nin kulağına gidecek, başımız belaya girecek. Adam teyze dayı oğlu bile demiyor tutup atıyor içeri…
KARAGÖZ - Peki ne yapalım? Buldum. Şu ceza evinin içindeki, okul var ya! İşte bu okula girelim, Karagöz –Hacivat gösterisi için geldik diyelim, Okulun arka kapısından da çıkıp; yallah mahkeme salonuna!..
HACİVAT - Olur mu karagöz’üm hiç öyle şey…
KARAGÖZ - O olmaz! Bu olmaz! Peki senden benden örgüt lideri olur mu? Adamlar hem bize çeteci diyorlar, mahkeme kuruyorlar, sonrada bizi içeri almıyorlar, olacak iş mi?
HACİVAT - Neyse canım, sus! Sus!.. Başımızı belaya sokacaksın, bir duyan olacak, tutup atacaklar içeri…
KARAGÖZ - Fena mı bizde içeri girmeye çalışıyoruz işte!..
HACİVAT - Canım mahkemeye değil ama, mahpusa sokacaklar bizi! Mahpusa! Mahpusa!
KARAGÖZ - Hacivat, yine sıtmalı it gibi titremeye başladın.
HACİVAT - O ne demek o?
KARAGÖZ - Sen bilirsin ne demek olduğunu… Söyletme beni şimdi… İnsan utanır sıkılır.
HACİVAT - Ne diye utanacakmışım şimdi?
KARAGÖZ - Koskoca örgüt lideri diye çağırmışlar bizi buraya, sen mahpusa düşecekmiyim diye ağlıyorsun. Örgütün en alttaki üyeleri bile 15 aydır içeride yatıyorlar. Biraz vakurlu davran.
HACİVAT - Aman Karagöz’üm saçmalamaya başladın yine! Şu kadı Efendiyi görelim de bir af dileyelim.
KARAGÖZ - Neden af dileyecekmişiz yahu! Çiğ yedik de karnımız mı ağrıyor?
HACİVAT - Aman Karagöz’üm, sus! Sus!..
KARAGÖZ - Yahu Hacivat, haşa huzurdan! Allah’tan korkar gibi korkuyorsun sende şu adamlardan be!
HACİVAT - Karagöz’üm boşboğazlığın alemi yok. Kadı Efendi sonra kızacak…
KARAGÖZ - Hay o Kadı Efendinin de! ..O zeytinyağının da!…
HACİVAT - Aman Karagöz’üm ne diyorsun?
KARAGÖZ - Yahu bırak, ben ne yaptığımı biliyorum. Şimdi içeri gireceğiz..
HACİVAT - Ne diyorsun Karagöz! Kendine gel!
KARAGÖZ - KAHROLSUN ABD! İŞBİRLİKÇİ AKP!
HACİVAT -Aman! Sus! Sus!
KARAGÖZ - ERGENEKON TERTİBİ! AMERİKAN OYUNU!
HACİVAT - Anlaşıldı, seni başka türlü susturamayacağım, yıktın meydanı eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman!...
KARAGÖZ - Git! Kime haber veriyorsan ver! Alsınlar bizi, soksunlar içeri!...
KAHROLSUN ABD! TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
- SON -

Karagöz Corner Otele karşı



h- Bak Karagöz’üm görüyor musun? Moda’ya otel yapıyorlar?
k- Demek ki artık Moda bu. Bende bu gecekondu nedir diye düşünüyordum.
h- Canım gecekondu olur mu, otel bu otel! Corner Otel!
k-Ne korneri yahu ! Kim kullanıyor bizimkiler mi?
h- Canım bizimkiler de nereden çıktı?
k- Doğru ya bizim takım gol yemekle meşgul. Demek artık kıyıdan köşeden vuruşlarla gol atıyor ötekiler...
h- Karagöz’üm ne golü, ne ötekisi? Dediklerinden hiçbişey anlamıyorum...
k- Ah hacivat! Ah! Beni anlasaydın zaten ardarda yer miydik bu golleri...
h- Karagöz’üm şakayı bırak da, ne söyleyeceksen dosdoğru söyle!
k- Madem öyle, söyle bakalım bu otelin burada ne gereği var?
h- Aman karagöz’üm seninkide laf şimdi. Kadıköy’e indik mi bu otele gideriz artık..
k- Oldu canım, gideriz. Nereye gidiyoruz be! Otelin bandocu kılıklı kapıcısı koyar mı bakalım bizi içeriye...
h- Canım neden koymasın, bizim başkalarından eksiğimiz ne?
k- Ne eksik olacak, Ampul kafamız! Adama bak, Ben akşam karnımı nasıl doyuracağım diye düşünüyorum, sen bana otele gitmekten bahsediyorsun...
h- bak Karagöz’üm otele gitmek bir kültür meselesidir, görgü meselesidir. Hem bir memleketteki otel sayısı o memleketteki gelişmenin işaretidir.
k- Doğru. Dünyada iki gelişmiş ülke var, herkes bilir biri Tayland. Öteki Honk Kong.
h- Canım bırak şimdi ağız kalabalığını...
k-Neden canım öyle değil mi! İstanbul’un da en modern semti Aksaray, Aksaray, Aksaray!...
h- Hay Allah müstahakını versin o da neren çıktı şimdi?
k- Sen demedin mi? Bir memleketin otel sayısı o memleketin gelişmesinin işaretidir diye. Al işte en çok otel nerede var. Aksaray’da var...
h- Karagöz’üm bırak şimdi latifeyi...
k- Kim bulmuş da yiyor kadayıfı...
h- Ah Karagöz’üm ben senin ne demek istediğini anladım, ama burası yeri değil.
k- Neden canım, dur da geçen gün gördüklerimi anlatayım.
h-Bırak şimdi Karagöz’üm...
k- Dur da anlatayım yahu, adamı sıkmasana birader. Geçen gün Hor Hor ‘d bir işm vardı, ben de Aksaray tarafına geçtim..
h- E n’oldu peki?
k- Baktım her köşe başında bir otel. Ama Yalnız otel de değil. İçlerinde ya bir hamam var yada ecnebi işi bir sauna...
h- Aman Karagöz’üm bırak şimdi boşboğazlığı...
k- Ne dedimki yahu? Demek vatandaş bu otele sadece kalmaya gitmiyor, hamam ihtiyacını da görüyor...
h- Ne yani olamaz mı? Ne var bunda?
k- Canım ben bişey var demedimki ne gördüysem onu anlatıyorum. Yalnız Hacivat bişeyi çok merak ediyorum.
h- Neymiş o?
k- Bu otelde sauna mı olacak yoksa hamam mı?
h- İpin ucunu kaçırıyorsun artık...
k- Ben ne diyorum ki yahu? Sen cevap ver hele, hangisi olur dersin?
h- Canım efendim ben ne bileyim.
k- Bence bu otelin saunası olur...
h- Karagöz’üm sus! Bak aile var!
k- Doğru söylüyorsun ailelere mahsus salonlarıda olur elbet.
h- Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?
k- Canım ne var bunda? Pidecide aile salonu oluyorda koskoca otelde olmayacak mı?
h- Karagöz’üm bak herkes yanlış anlıyor...
k- Neyse Hacivat bırakalım şimdi aile salonunu geçelim saunaya...
h- Yok Karagöz’üm geçmeyelim, sen sapıttın iyice...
k- Hacivat ne diyorsun allasen. Ben neden sapıtıyor muşum?
h- karagöz sus artık...
k- Hayır susmayacağım. Şimdi bu otele giden zengin beyler..
h- Canım niye sadece zengin beyler? Bütün vatandaşlar gidebilir...
k- Vatandaşın cebinde para mı var da gidiyor Hacı Cavcav. Otele gidecek adamın Ampul gibi yüreği olmalı...
h- Karıştırma oraları.
k- Her neyse şimdi bu zengin beyler bu otele gidecek saunada güzel güzel çimecek. Peki mini mini bebeler hangi çimde gezecek?
h- Ne dediğini anlamıyorum Karagöz’üm.
k- Anlasan şaşardım zaten Köftehor. Otel bitince bu parklar bahçeler ne olacak diye soruyorum yani?
h- Düşündüğün şeye bak, bir park otel yaparlar olur biter.
k- Yeşillik alanlar ne olacak peki?
h- Canım onunda kolayı var oteli yeşile boyarlar olur biter...
k- Orası malum, yarın bu aydınlığı da elimizden alırlar yerine 40 Watt’lık ampul takarlar...
h- Aman Karagöz’üm şu dediğin lafa bak....
k- Yalan mı Köftehor, bunlar evliya mezarının üzerine de Bilgi edinme noktası koyarlar...
h- Ah Karagöz’üm senin susacağın yok, burada bitirelim en iyisi!
Yıktın meydanı eyledin viran, varayım Mr.Topbaş’a haber vereyim heman...
k- Git hangi Topitoş’a haber verirsen ver....